DİJİTAL FOTO MUHABİRİ

Southampton’ın yeni uygulaması ve spor foto muhabirliğinin geleceği

Posted in Tartışma, Tüm Dosyalar, Yazarlar by tolgaadanali on 05/10/2010

Ünlü İngiliz futbol kulübü Southampton, kendi sahasında oynayacağı maçlarda saha içinde fotoğraf çekimini bundan sonra sadece kulübün profesyonel fotoğrafçılarının yapacağını ve hiçbir ulusal ve yerel gazete ile ajansın foto muhabirine akreditasyon verilmeyeceğini açıkladı.

Bir aydır uygulamada olan sisteme pek çok yerel ve ulusal gazete itiraz ederken, İngiliz kulubü, maçlardan fotoğraf kullanmak isteyen basın kuruluşlarının fotoğrafları belli bir ücret karşılığında kulüp sitesinden alabileceğini açıkladı.
”Dünyada bir ilk” olan yeni düzenleme, aslında uzun süredir dilden dile dolaşan ancak spor kulüplerinin gelecek tepkilerden çekindiği için uygulamaya geçiremediği bir sistem. Southampton, bu tepkileri göğüsleyerek gazetelerin foto muhabirlerine akreditasyon vermeyeceğini duyurdu ve beklendiği gibi pek çok medya kuruluşu ile foto muhabiri bu sisteme ”basın özgürlüğü” adına itiraz etti. Kulübün öne sürdüğü ”ticari hakları koruma” açıklaması ise bizlere her ne kadar ters gelse de, onlar için -aynı broadcasting’de (tv yayıncılığı) olduğu gibi- yeni gelir kapıları anlamına geliyor.

İngiliz kulübünün uygulamasını, spor basınını görsel açıdan bekleyen yeni sistemin ayak sesleri olarak görüyorum. Daha genel bir perspektiften bakarak, spor camiasını çok da uzak sayılmayacak bir gelecekte nelerin beklediğini anlatmaya çalışacağım :
Bu sistemin benzeri -tam böyle olmasa da – Amerika’da yıllardır uygulanıyor ve önümüzdeki 5 yılda pek çok spor dalında broadcasting’deki gibi hayata geçirilmesi kaçınılmaz görünüyor.
Foto muhabirleri ve basın sektörü olarak biz bunu ”basın özgürlüğüne karşı bir uygulama” olarak görsek de, olaya yeni dünya düzeninde spor kulüpleri açısından bakarsak, onlar, yeni gelir kaynakları elde etmenin yöntemlerini arıyorlar.

Amerika’da NBA, NFL (Amerikan Futbol Ligi), NCAA (Kolej Basketbol Ligi), MBL (Beyzbol Ligi) gibi spor ligleri, sözleşmelerle fotoğraf haklarını ajanslara ciddi ücretler karşılığında veriyor. Ajanslara profesyonel fotoğrafların çekimi ve yayına hazırlanması karşılığında para veren ligler, bu fotoğrafların tüm ticari haklarını kendisi alıyor ve web siteleri üzerinden fan’larına satıyor. Karşılaşmalara, sınırlı sayıda basın mensubu sadece editoryal amaçlı, yani ”haber amaçlı olarak gazete ya da dergide yayınlanması” şartıyla akredite ediliyor. Amerika’daki bu sistemi, bizzat kendim NBA takip eden sınırlı sayıdaki foto muhabiri arasında bulunduğum için yakından biliyorum : Karşılaşmalara akredite edilen basın kuruluşları (ya da foto muhabirleri), kendilerine akreditasyon yazısıyla birlikte gönderilen açıklamada fotoğrafları sadece editoryal olarak kullanmaları gerektiği konusunda bilgilendiriliyorlar. Basın mensuplarına sadece belirli yerlerden fotoğraf almasına izin veriliyor. Bunun dışında, ligin resmi fotoğraf ajansı, karşılaşmayı önemine göre 4-5 fotoğrafçıyla ve bir kısmı da uzaktan kumandalı kameralar ile 8-10 açıdan fotoğraflıyor. Bu fotoğraflar, takımların web sitelerinde, store’larda veya benzeri ticari alanlarda hediyelik ve hatıra ürünü olarak çeşitli pazarlama yöntemleri ile satılıyor ve kulüpler fotoğrafların kullanıldığı bu ürünlerden ciddi gelir kaynakları elde ediyorlar.

Benzer tartışmalar, 2008 Olimpiyatları için Çin’de bulunduğum sırada da foto muhabirleri arasında konuşulmuş, 2012 oyunlarında resmi yarışmalardan fotoğraf dağıtımının tek bir fotoğraf ajansı ya da ihaleye katılacak belirli sayıdaki fotoğraf ajansı aracılığıyla dünya medyasına verilebileceği düşünülmüştü. Küreselleşme ve dijital teknolojilerin gelişmesi her sektörde olduğu gibi spor dünyasına da beraberinde yeni pazarlama teknikleri ve gelir kapıları getirirken, yeni dünya düzeni bazı sektörleri biraz fazla etkiliyor. Bunlardan biri de bu kez spor basını ve foto muhabirleri olacak gibi.

1990′lı yıllara kadar ”bedava” izlediğimiz lig karşılaşmaları, özel televizyonların, kablolu yayınların çıkmasıyla birlikte ücretlendirilirken yayın ihaleleri yıllar içinde kulüplerin en büyük gelir kapısı haline geldi. Artık, saha içine, saha kenarına sadece yayıncı kuruluş girebilirken, karşılaşmalarının özetini bile tek kanaldan izleyebiliyoruz. 15 yılda televizyonda gelinen nokta bu. ”Özel televizyonlar” nasıl broadcasting’de yeni bir sayfa açtıysa, internet de yazılı basında yeni bir dönem başlatıyor. İnternetin hayatımızın bir parçası haline gelmesi, fotoğrafın dijitale geçmesi, medyayı pek çok alanda dönüştürürken diğer kuruluş ve organizasyonları da etkiliyor. Onlar da kendilerine yeni gelir kapıları açmanın peşindeler. İngiliz kulübü Southampton’ın basın kuruluşlarına verdiği foto muhabiri akreditasyonunu sonlandırması da aslında detaylı incelendiğinde bu durumla ilgili. Spor karşılaşmaları, ticari meta haline dönüşürken, ”basın özgürlüğü”nün sınırları da 2010′lu yıllarda dünyada ve tabiki Türkiye’de tekrar belirlenecek gibi gözüküyor.

Tolga Adanalı

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.